Anasayfa / ANALİZ / İLAHİYAT MEZUNLARI ATANABİLİYOR MU?

İLAHİYAT MEZUNLARI ATANABİLİYOR MU?

Meslek tercihi konusunda, KPSS atama puanlarının en önemli kriter hale gelmesini doğru bulmamak ile birlikte, ülkenin gerçeklerini dikkate aldığımızda, tercih danışmanı olarak, bu verilerin incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Konuyu değerlendirirken, mezunların istihdam alanlarının, Din Kültürü ve İHL Meslek Dersleri KPSS atama taban puanlarının, imam hatip ortaokul ve lise okul-öğrenci sayıları değişim grafiğinin, ilahiyat fakülteleri, kontenjanları ve mezun sayılarındaki değişimin mutlaka incelenmesi gerekiyor.

İLAHİYAT MEZUNLARININ İSTİHDAM ALANLARI

İlahiyat mezunlarının öğretmenlik dışında, imam-hatip, müezzin, Kur-an kursu öğreticisi, Diyanet personeli gibi devlet memuriyetlerine de atanma şansları var. Bu memuriyetlere atanmak için ise yine KPSS ve ayrıca sözel mülakat gerekiyor. Bunun dışında her lisans mezunu gibi, ilahiyat mezunlarının da akademik kariyer yapma şansları var. Ayrıca herhangi bir devlet memuriyetine atanan bir çok ilahiyat mezununun idari-yönetim kadrolarına daha kolay geçtiği bir dönemde olduğumuz da herkesçe malum. Tabi boşalan kadrolar için de yeni ilahiyat mezunlarına ihtiyaç var…

90’lı yılların sonunda ve 2000’li yılların başında imam-hatip, müezzin, Kur’an Kursu Öğreticisi atamaları, Din Kültürü ve İHL Meslek Dersleri öğretmeni ataması gibi çok düşüktü. Sonraki yıllarda ise atama sayıları katlanarak artmış, rekor seviyelere ulaşmış, bir çok aday çok düşük KPSS puanları ile bahsi geçen kadrolara atanmıştı. Ancak son yıllarda atamalar artık rekor seviyelerde yapılmıyor. Adaylar 2000’li yılların başındaki kadar olmasa da ilgili kadrolara atanmakta zorlanıyor.

KPSS TABAN PUANLARI

2014-2019 Tarihleri arasındaki Din Kültürü ve İHL Meslek Dersleri Öğretmenliği KPSS taban puanlarını yukarıdaki tablodan inceleyebilirsiniz. Tablodan da anlaşılacağı gibi, 50-60 gibi çok düşük puanlarla atama yapılan ilgili branşlarda atanabilmek için artık en az 75-80 civarı puan almak gerekiyor. Tablodaki eğilime bakılırsa da bu puanların daha da yükseleceği anlaşılacaktır. Artık öğretmen atamalarının, ilahiyat mezunları için eskisi kadar kolay olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

İMAM HATİP OKUL ve ÖĞRENCİ SAYILARI

Öğretmen atamalarındaki en önemli etkenlerden birinin MEB’deki kadro sayısı olduğu ve öğrenci-okul sayısındaki artışın kadro sayısını arttıracağı düşünüldüğünde, bu yazıda, imam hatip lise-ortaokul öğrenci ve okul sayılarına değinmemek olmaz.

Yukarıdaki tablolarda imam hatip ortaokulları ve liselerinin yıllara göre okul ve öğrenci sayısı değişimini inceleyebilirsiniz. Tablodan da anlaşılacağı gibi 2011 yılından beri okul sayısı olarak, hem ortaokul hem lise bazında sürekli artış; öğrenci sayılarında, ortaokul kademesinde artış; lise kademesinde son yıllarda düşüş olduğu görülüyor.

Tablodan, imam hatiplerdeki okul ve öğrenci sayısının belirli bir doygunluk seviyesine ulaştığını, bundan sonra geçtiğimiz yıllardaki gibi bir artışın olmayacağını öngörmek zor değil. Öğretmen ihtiyacındaki artış oranının da düşeceğini bu tabloya bakarak söylemek mümkün.

İLAHİYAT FAKÜLTELERİ VE KONTENJANLARI

Tablodan da anlaşılacağı gibi, ilahiyat kontenjanlarında ve fakülte sayılarındaki astronomik artışlardan sonra, son birkaç yılda artışların eskisi kadar olmadığı görülüyor. Diğer taraftan ülkemizin her sene 15-16 bin ilahiyat mezununa ihtiyaç duyacağını düşünmek makul olmaz. İhtiyacın üzerinde açılan her kontenjanın mezunların istihdamını tehdit ettiği bir gerçek.

Bu tabloların ilahiyat fakültelerine özel olduğunu unutmayalım. 4 bine yakın kontenjanı bulunan islami ilimler programı mezunları da aynı alanlarda istihdam arayışına girecek. Tabi DGS yolu ile ilahiyat fakültelerine gelen bir kitle daha var ki; bu da tablodaki ilahiyat kontenjanlarına dahil değil.

DEĞERLENDİRME

Tüm bu verileri birlikte değerlendirdiğimizde;

  • İslami İlimler-İlahiyat Fakülte ve mezun sayısının sürekli artması
  • Diğer memuriyetlere ve öğretmenlik kadrolarına atama sayısının son yıllarda azalması,
  • İmam-Hatip okul ve öğrenci sayısındaki artışın durması,

İlahiyat mezunlarının istihdam beklentisi için risk olarak görülebilir.

  • İlahiyat mezunu memurların farklı kadrolara geçmesindeki kolaylık,
  • İlahiyat fakültelerindeki akademisyen ihtiyacının devam etmesi,
  • İlahiyat mezunları için oluşturulan yeni istihdam alanları,

İlahiyat mezunlarının istihdam beklentisi için fırsat olarak görülebilir.

Mezun sayısının artması tabi ki mezunlar için kadrolara atanabilmek adına rekabet edeceği aday sayısının da artacağı demek. Mezun sayısı artarken atama sayısının azalması ise durumu zorlaştırıyor. Okul ve öğrenci sayısındaki artışın azalması, alanda duyulan öğretmen ihtiyacının da eskisi kadar artmayacağı anlamına geliyor.

Bununla birlikte, ilahiyat mezunlarının atandığı kadrolarda çok fazla durmayıp, farklı-idari kadrolara geçmesi nedeniyle kadrolarının boşalması; ilahiyat fakültelerinin 2005-2010 arasında olağanüstü artması nedeniyle, fakültelerin akademisyen ihtiyacının giderilememesi; siyer ve Kur-an’ı Kerim dersi gibi derslerle ilahiyat mezunu öğretmenlere yeni ders saati yükü getirilmesi; okul öncesi ve hastahanelerde yeni istihdam imkanları oluşturulması; yetişkinlere ve çocuklara hizmet eden Kur’an Kurslarının sayısının giderek artması ise ilahiyat mezunları için fırsat olarak görülebilir.

Fırsatları ve riskleri birlikte değerlendirdiğimizde; ilahiyat mezunlarının kolayca atanma dönemi geride kalmış olsa da, diğer öğretmen adayları ile kıyaslandığında, birçok öğretmenlik programına göre atama açısından nispeten daha avantajlı olduğu söylenebilir. Tabi tablolardan da anlaşılacağı gibi her geçen yıl atanmanın biraz daha zorlaşacağı açık.

Bu riskleri azaltmanın yolu, pek tabi kontenjan güncellemesinden geçiyor, ülke olarak her sene 20 bine yakın ilahiyat-islami ilimler mezununa ihtiyaç duymadığımızı düşünüyorum. Bu, aktif çalışma hayatını iyimser bir tahminle 35 yıl öngörürsek, 700 bin ilahiyat mezununun aynı anda istihdam edilmesi anlamına geliyor. Çok fazla kontenjanı olduğu için sıkça eleştirilen hukuk kontenjanlarının 16 bin civarında olduğu düşünüldüğünde, ilahiyat kontenjanlarının güncellemesinin zorunluluğu daha net görülecektir.

İşin diğer yönü ise, 4-5 yıl önce sadece ve sadece ataması kolay diye, hiç ilgisi-kariyer beklentisi olmamasına rağmen ilahiyat fakültelerini tercih eden önemli bir kitlenin olması. Bu düşünceyle tercih yapan aday sayısının giderek azaldığını-azalacağını düşünüyorum ki bu sevindirici.

Şöyle bitirelim: Türkiye’de 4- 5 yılda (üniversite eğitim süreci) çok şey değişebileceği herkesin malumu. Sadece ilahiyat tercihi için değil, tüm programlar için, atama sayısı ve puanını en önemli kriter olarak görmenin doğru olmadığını düşünüyorum. “Hayatın gerçekleri” diye cevap verecek çok genç olsa da, kariyerimizi “atanma ihtimalinin üzerine” kurmanın sonuçları ağır olabilir. Meslek seçimi çok daha fazla dinamiği içerisinde barındırması gereken ve uzun yıllar alan bir süreç. Amacımız atanmak değil mutlu olmak olsun…

Hakkında MÜRSEL AKGÜNEY

Şunu da deneyin

2020 EK YERLEŞTİRME TERCİH ROBOTU

2020 Ek yerleştirme dönemi için kılavuz yayınlandı. (ÖSYM 2020 EK YERLEŞTİRME KILAVUZU) İlk yerleştirmede bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir